Psikiyatri Online

Ergenlerde Yeme Bozuklukları

          Yeme bozukluklarının başlangıcı genellikle ergenlik dönemidir. Bu nedenle toplumda yeme(me)ye yapılan vurgu yetişkinlerden çok ergenlik dönemindeki gençler için ciddi sıkıntılar yaratmaktadır. Ergenlik dönemi ruhsal ve bedensel olarak hızlı değişimlerin yaşandığı, yoğun iç çatışmaların olduğu bir dönemdir. Kökenleri erken çocukluk dönemine uzanan yeme bozuklukları, ergenliğin gel-gitleriyle tetiklenmektedir. Bu nedenle toplumda zayıflığa olan vurgu yeme bozukluğu gösterme eğiliminde olan ergenler için yaşanan çatışmaları şiddetlendirir niteliktedir. Ergenlerde yeme bozukluğu görülme sıklığı %5’dir ve yapılan son çalışmalar bu sıklığın giderek artmakta olduğunu göstermektedir.

            DSM-IV tanı kriterlerine göre Anoreksiya Nervosa, Bulimia Nervosa ve başka türlü adlandırılmayan yeme bozukluğu (Binge Eating Disorders-BED) olmak üzere üç tip yeme bozukluğu bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü yeme bozukluklarını ‘tıbbi dikkat’ gerektiren ‘önemli tıbbi durum’ olarak tanımlanmıştır. Özellikle 15 – 19 yaşlarındaki yeme bozuklukları nedeniyle meydana gelen ölümler, bu yaşlardaki doğal nedenlerle (kardiyak aritmi, enfeksiyon vb.) ölümlerden 5 kat daha fazladır. Daha çok genç kızlarda görülmekle birlikte moda mankenleri, sinema yıldızları, sanatçılar, balerinler gibi zayıflığın çekici bir ideal olarak yansıtıldığı meslek gruplarında ve son yıllarda erkeklerde de görülme sıklığı artan yeme bozukluklarının başlamasında bireysel kişilik özellikleri yanında ailesel bir eğilimi içeren pek çok faktörde rol oynayabilmektedir.

             Vücut şeklinden aşırı rahatsızlık duyma, karşı konulmaz bir zayıf olma isteği ve özellikle anorektik bireylerde görülen yemek düşünceleriyle aşırı bir zihin meşguliyeti durumu söz konusudur. Açlık hastalığı olarak adlandırılan Anoreksiya Nervoza’da besin alımına, kiloya ve zayıflığa karşı aşırı takıntı bulunmaktadır. Zayıf olunduğu halde (BKİ 17.5 kg/m2′den daha düşük) kişiler kendilerini aynada kilolu olarak görmekte ve daha fazla kilo verebilmek için çok düşük kalorili diyetler uygulamakta veya kendilerini aç bırakmaktadırlar..

             Bulimia Nervoza ise psikolojik temelli bir hastalık olup anormal yeme alışkanlığı ile kendini belli eden ve daha sonra kilo almayı önlemek için uygunsuz davranışların (kusma, laksatif ve diüretik kullanımı, aç kalmak, aşırı egzersiz yapmak gibi) sergilendiği yeme bozukluğudur. Tıkanırcasına yemek yedikten sonra suçluluk duygusuyla yenilen yiyecekleri çıkarma yoluna başvurulur. Sürekli kusmaya bağlı elektrolit dengesizlikleri, mide asidinin ağza gelmesi ile diş çürükleri, mide delinmeleri görülmektedir. Depresif bozukluklar yanında alkol ve madde bağımlılığı da görülebilir.

Tıkanırcasına yeme bozukluğu olarak ifade edilen ve üçüncü tür yeme bozukluğu olarak tanımlanan Binge Eating Disorders düzenli olarak haftada 2 veya daha fazla aşırı miktarda yemek yeme davranışı ile karakterizedir. Atak sırasında bu bireyler, kontrol edilemeyen bir şekilde umulmayacak kadar çok yiyeceği kısa zamanda tüketirler. Bulimik hastaların aksine kusma gibi davranışlar göstermezler. Bu bireylerde duygu durumunda ve ilişkilerde sürekli bir tutarsızlık vardır. Günlük enerjinin minimum %25’ini akşam yemeği ile ertesi sabah arasında geçen sürede alırlar.

              Son yıllarda Ortoreksiya Nervoza (sağlıklı yemek yeme takıntısı) yeni bir kavram olarak yeme bozukluklarına eklenmiştir. Ortoreksiya Nervoza özellikle büyük kentlerde yaşayan ‘beden imgesi’ ağırlıklı düşünen takıntılı kişilerin hastalığıdır. Her besinin aşırı sağlıklı olması insanı tek boyutlu beslenmeye kadar götürebilmekte  ve ilerleyen ölçütler de  Anoreksiya  ile karşı karşıya getirebilmektedir.

              Yeme bozukluğu fazla yeme ve devamlı rejim yapma takıntısı şeklinde olduğu gibi kişinin her yediğinin sağlıklı olup olmadığını kontrol etme takıntısı şeklinde de kendini gösterir. Bu kişiler için yiyeceklerin saf, katkısız ve işlenmemiş olması oldukça önemlidir. Bu yüzden bu bireyler pek çok sebze ve meyveyi çiğ tüketirler. Çoğu da vejetaryendir. Kendi bildiklerinin tek doğru olduğuna inanırlar ve inandıkları çerçevesinde hareket ederler. Bir gün gelir yaşamları bir sonraki öğünü planlamak, sağlıklı yiyecek satan marketleri dolaşmak, yemek hazırlamak ve yemek gibi bir kısır döngünün içine girer.

              Yeme bozukluklarının tedavisi zordur, profesyonel yardım alınmalıdır. En iyi tedavi yöntemi tıbbi, psikolojik ve beslenme konsültasyonunu içeren kombine bir çalışma ile gerçekleşmektedir. Tedavi süreci birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir. Tedavi sırasında doktor, diyetisyen, psikolog veya psikiyatrdan oluşan multidisipliner bir ekip çalışması başarılı sonucun elde edilebilmesi adına oldukça önemlidir. Bu tür bozukluklarda tekrarlama ihtimali yüksektir. Diyetisyen bireyin beslenme durmunu, bilgi düzeyini, yemek yeme ve yemeğe karşı tutumunu değerlendirerek beslenme programını oluşturup bireyin takibini yaparken diğer ekip üyeleriyle sürekli iletişim halinde olmalıdır.

                                                                                                                 Diyetisyen Yeşim Çelik